Bugünün sabah telaşından öğle saatlerine sarkan sabah kahvemi içerken bir soru takıldı aklıma ve başladım yazmaya…E tabii bitirir bitirmez de haydi sabah kahvemle bir poz ve doğru bloga..
Soru neydi Neden sürekli daha güzel olmaya çalışıyoruz? Bunun bize ne katkısı var diye düşündünüz mü hiç. Güzelliği dillere destan olan babaannem, düşünmeden tüm doğru yanıtları biliyordu. Benimse, bildiğim yanıtları hatırlamak için yeniden düşünmem gerekti.
Eminim herkes ailesinden, dostlarından aynı cümleyi duymuştur. Ben henüz genç bir kızken sevgili babaannem ve diğer bir çok kişi, sürekli aynı cümleyi tekrarlıyordu.
“Güzelliğinin kıymetini bil. Aman, nolur güzelliğinin kıymetini bil.”
O günlerde kendimi en yetersiz bulduğum yaşlardaydım. Bu cümle her tekrar edildiğinde içimden söyleniyordum:Babaanne, ben güzel miyim ki? Babaannelerin ne kadar bilge olduğunu anlamak için aradan çok zaman geçmesi gerekiyor. O zaman da insan şaşırıyor. Bir insanın her sözü mü doğru çıkar diye… Bu nasıl bir hayat birikimidir böyle.
Aradan yıllar geçip de eşimle birlikte bir güzellik kliniği kurup Güzellik ve Yaşam Koçu olmaya karar verince, bu cümle tekrar tekrar aklıma düşmeye başladı. Üzerinde uzun uzun düşündüm. Güzelliğinin değerini bil lafı, neredeyse her genç kıza defalarca söylendiğine göre:
- 1-Güzelliğin belirgin, herkesçe kabul gören bir değeri var.
- 2-Değeri bilinmezse, bu şans kaybedilebilir.
Bu varsayımları doğru kabul edebilir miyiz?
Malum, bizim gibi pozitif bilimleri rehber edinenler için, bilimsel araştırmaları referans almadan, ortada bir kanıt olmadan, bir fikre teslim olmak zor. Allah’tan bu işlere kafa yoran bir sürü bilim insanı mevcut. Mesela, ilk bakışta güzel görünen insanlar üzerinde araştırma yaparak, bu kişilerin diğerlerinden daha fazla para kazandıklarını kanıtlamışlar.
Üstelik diğer kişilere göre, kayda değer bir oran söz konusu… Yani babaannem yine haklı!
Peki, bizim gibi, insanların kendilerini daha iyi hissetmeleri için çalışan bunca insanın ve daha güzel gözükmek için emek verenlerin tek amacı, iş hayatında mesela yüzde 20’lik bir maaş farkı mı? Hiç sanmıyorum. Bazı kişilerin, ömrü boyunca hiç iş hayatında yer almadığını biliyoruz. Dolayısıyla tek sebep bu olamaz. O zaman bu kadar çaba niye? Neden daha genç ve güzel gözükmeye çalışıyoruz?
Siz, bu soruya kendi yanıtınızı verebilirsiniz. Ve büyük ihtimalle vereceğiniz her yanıt doğru olacaktır. Benim gözlemlerime göre, güzel insanlara daha yakın olmak istiyoruz. Güzel olan her şeye uzun uzun bakmayı seviyoruz. Ayrıca farklı bir araştırma, genellikle daha sık gördüğümüz yüzlere aşık olduğumuzu ortaya koyuyor. (Müdürünüzü her gün gördüğünüz halde kendisinden hiç haz etmiyorsanız, bu büyük ihtimalle başka bir araştırmanın konusudur!:)) Eğer daha güzel bulduklarımıza daha çok bakmak istiyorsak, o halde içsel yakınlık geliştirerek o kişileri daha çok sevmemizden daha doğal ne olabilir ki? Kafamız karıştıysa, baştan alalım.
Kim daha güzelse ona daha çok bakmak istiyoruz ve daha çok baktığımız kişiye daha büyük bir yakınlık geliştiriyoruz. Yani kim daha güzelse ona hayran oluyoruz ve onu daha çok seviyoruz. Dikkatinizi çekerim, bu sadece güzel olduğu için birine aşık olmaktan farklı bir açıklama. Dolayısıyla iş, eş ya da arkadaş çevresi; güzelliğin bize getirdiği dışsal faydalar olduğu ve yeni kapılar açtığı somut bir gerçek.
Kendi dünyamızda ne hissettiğimiz, bence dış dünyadan daha önemli. Güzelliğin kendine duyulan güvene getirdiği güçlendirici katkı, başkalarına karşı daha hoşgörülü ve sıcak olma avantajı da oldukça önemli. Eğer güzelliği başkalarından daha üstün olmak için arzu ediyorsanız, bu neye yarar ki!
Bu konuyu bir hayli düşündükten sonra bilim adamlarının alanına girmeyen ama güzelliğin peşine düşmemizin sebebi olduğunu sandığım, farklı bir arzu daha keşfettim. İçgüdüsel olarak çevremizi ve kendimizi güzelleştirmek için çok yoğun bir motivasyona sahibiz. Ve bence bunun en önemli sebebi, hep amacımız olan cenneti, önce dünyada yaratma arzusu!
Güzel bir gün olsun, Sevgiyle…