Stiletto Aşkına :)

Ayakkabılar,biz kadınlar için gardrobumuzun vazgeçilmezleri,hatta en kıymetlileridir. Her kadının,tarzına uygun,çeşitli renk ve modelde onlarca ayakkabıya sahip olduğundan eminim… Giydiğiniz kıyafet ne kadar güzel ve kusursuz olursa olsun eğer doğru ayakkabı ile tamamlanmadıysa hep bir tarafı eksiktir. Peki ne,nasıl oluyor da her geçen sezon çifter çifter artıyor ayakkabı koleksiyonumuz…

Ayakkabılar pek çok şekilde sınıflanabilir. Ancak benim için öncelikle 2’ye ayrılır: 1-Ev ayakkabıları ,2-Dış ortam ayakkabıları
Daha önce böyle bir terminoloji ile karşılaşmamış olma olasılığınız yüksek; Çünkü bu tamamen benim kategorizasyonum.

Bakın şöyle anlatayım; O gün sabah giyinirken, tabiî ki günlük planımız aklınızdan geçiyor. Buna göre,gün boyu giydiğim ve diyelim ki iş çıkışı bir arkadaşım ile mağaza dolaşıp devamında kahve içmeye gideceğim ayakkabım ayrı; Akşam katılacağım bir ev içi organizasyonda giyeceğim farklı olmalıdır. Bu en çok hijyen için önemlidir. Zira akşam, sokak ayakkabıları ile eve girmek asla onaylamadığım bir davranış olup,ayakkabılarımı kapıdan girerken çıkartıp sonra çıplak ayaklarla ev sahibinin misafir terliği sunmasını beklemek de ayrıca rahatsızlık vericidir. Hele bir de benim gibi çıplak ayaklarını hiç beğenmeyen biri için bu bekleme süresi kabul edilemezdir.

Kaldı ki, süre sonunda size sunulan terliği daha önce kimler giymiştir? Bir biyolog olarak olaya baktığımda bunun ayak mantarı var ,kontakt dermatiti var ;var da varJ Uf, neyse kıyafetime uyacak yedek ayakkabımı yanımda taşırım,kafam rahat…Velhasıl bu ayakkabılara “ev ayakkabısı” deniyor benim lugatımdaJ Dolayısıyla benzer ton ve stilde genellikle 2 çift ayakkabı olması gerekliliği doğuyor.Bunu daha mantıklı hale getirebilmek için de,bu çiftlerden biri daha mevsimlik olup dışarda giyilen(kış için bot/boti/çizme gibi) evde giyilecek olan diğeri,daha mevsimden bağımsız ,duruma göre önü açık ya da bantlı modeller bile olabilir.Tabiiki ayaklarınızda çorap olmayacaksa!

Yeri gelmişken yazmadan edemeyeceğim bir konu daha var. Çorap… Çoraplar da ayakkabı giyerken önemli bir dikkat noktası olmalıdır. Yazın pek sorun yok, genellikle bronz ayak ve bacaklar ile çorapsızlık söz konusu, peki ya kış…Opak çoraplar,kış sezonunda kısacık etekleri giyerken daha rahat ve sıcak hissetmemizi sağlayan yegane unsurlardır. Ayrıca, çeşitli renk ve kalınlık seçenekleriyle,çok sıradan bir etek-bluz kombinini bir anda çarpıcı bir şıklığa dönüştürebilecek güce sahip olduklarının farkındayız.O halde kışın opak çoraplar hemen hemen herşeyimiz…Ancaaak,asla yapmamamız gereken bir hata var ki,o da bu çorabın altına stiletto giyip de durumu Paris fashion week şıklığından, bir anda banal bir sokak rüküşlüğüne dönüştürmektir. Stiletto kadar şık,çekici,seksi bir ayakkabı, ya çıplak tende ya da teni belli eden (asla mat ten rengi değil!) bir çorapta hayat bulur.Yoksa hiç giymemek en iyisidir.

Ayakkabı mağazalarında rengarenk modellerini görüp, bonibon şeker gibi bütçemiz elverdiğince her renginden çeşit çeşit alma arzusu uyandıran, ne menem şeydir bu stiletto !

Stiletto,moda literatüründe sivri burunlu, yüksek topuklu kadın ayakkabılarına verilen addır. Bir kaç ay önce,İstanbul’a gelen İtalyan bir meslektaşımız Dr.Luigi ile sohbetimizde öğrendiğime göre, Stiletto,İtalyancadan gelen bir kelime…Ve iki tarafı keskin,uzun,kama şeklindeki bıçaklara verilen isimmiş. Biz kadınlar o kadar çok seviyoruz ki bu tür ayakkabıları; Bıraksanız,yeni aldığı ve hoş bir çanta ile de kombinlediği kırmızı ayakkabılarını, bir bayram çocuğu neşesiyle yastığının altına koyup uyur şık bir plaza kadını…Ona, günün yoğunluğu, koşuşturmacası vız gelir J

Bu keskin bıçak biçimindeki,ucu sivri ve dar ayakkabılarla gün boyu “tık tıkı tık tık” yürümek çok acı verici ve zor mu? Sorusuna da, bir stiletto tutkunu olarak şöyle yanıt verebilirim: Eğer ayağınızı tanıyor ve size uygun kalıbı,sevdiğiniz renklerde bulabileceğiniz mağazayı biliyorsanız,gün boyu bu şık ayakkabılarla dolaşmak sizin için hiç de sıkıntılı olmayacaktır.Bir de size küçük bir tüyo:Normalde stilettoların topuğu düşük olanları daha rahat ama ayaklarınızda beklediğiniz efekti yaratmıyor; topuk yükseldikçe de doğal olarak anatominize aykırı olacağı için ayaklarınız kısa sürede yorulup ağrıyor mu? O halde haberler güzel;çünkü bazı markalar artık içten gizli, minik platformlu yüksek topuklu stilettolar üretiyorlar,giymek çok daha keyifli, öneririmJ

Dönemin modasına ve o günkü giysinize göre, kalın topuklular, platformlar,düz tabanlı daha spor tarz ayakkabılar elbetteki giymek gereklidir. Ancak stilettoların yeri bambaşkadır.

Sonuç olarak, Stiletto Aşığı bir kadın, günün yoğunluğunu takiben akşama devam edeceği, belki biraz yürümesini gerektirecek dış mekana göre yanında babetini taşıyacak kadar temkinli; yedeği yoksa da eve gidinceye kadar şıklığını bozmayacak kadar dayanıklıdır aynı zamanda…Bu iki davranış paterninden hangisini sergilerse sergilesin,bu kadını kolaylıkla alt edebilecek insani bir güç olabileceğini sanmıyorum…Ee bu da demek oluyor ki,işimizle, günün telaşıyla da baş ederiz;yüksek topuklularımızı giyip,şıklığımızdan da ödün vermeyiz. Ha bir de bizler yüksek topukluyu, boyumuzu daha uzun göstermek için giymeyiz;kendimizi onları giyince daha feminen ve güzel hissederiz. O nedenle “boyun zaten yeterince uzun,neden bu kadar yüksek topuklu giyiyorsun?” Diye sormayın olur mu?;)
Neyse ayrıntı çok, sonra yine anlatırız..O kadar çok adını andım ki göresim geldi; şimdi gidip de yarınki kıyafetimle giyeceğim stilettolarımı seçeyim ?
Sevgiyle kalın…
Uzm.Bio.Çiğdem Gündüzbey Üregen
Estetik ve Güzellik Danışmanı/Yaşam Koçu