Hayır, kızıma söylediğim cümleyi alıp buraya koymadım. Bu yazıyı kim okuyorsa tam olarak ona sesleniyorum. Biliyorum ki, her birimiz sayısız güzellikle doluyuz ve birinin çıkıp karşılık beklemeden söyleyeceği bir tek güzel söze ihtiyacımız var. Ben artık, bu ketumluğu bırakıp, sevgimizi beklentisiz şekilde söyleyelim; birbirimizin başarısını, güzelliğini dile getirmeye alışalım istiyorum.
Geçtiğimiz günlerde, iş hayatımda kendime göre güzel bir başarı yakaladım. İçim içime sığmadı. Heyecanlandım. Günün sonunda, herşeyim ailem ve çok yakın can arkadaşlarım dışında bir tebrik, bir kutlama mesajı aldım mı? Almadım 🙂
Ben insanlık için küçük, benim için büyük bir adım atmışım. Bunu yakın çevrem dışında kimse görmedi mi, kimse duymadı mı? Şimdi kalkıp bunu dert edinip herkese anlatsam, kendini beğenmiş ve böbürlenen biri durumuna düşeceğim. “Tebrik edenlerim sağolsun” deyip boşverdim zira özgüven, “Beni beğenecekler” demekten ziyade “Beğenmeseler de olur” diyebilmektir.
Eğer bu, sadece benim başıma gelseydi, belki buraya yazmaya değer bulmazdım. Benzer durumu, danışanlarımda da gözlemliyorum. Pek çok kişi kendine emek veriyor. Kendine göre büyük başarılara imza atıyor.. Ya da iş hayatında değilse, farzı misal daha güzel daha genç gözükmek için vakit ve kaynak ayırıyor. Bunun karşılığında bekledikleri ise çoğu zaman, bir tebrik, biraz beğenilmek, biraz takdir edilmek.
Aslında temelinde ihtiyacımız daha fazla sevgi! Peki, ne oluyor? Herkes, daha güzel gözüktüğünüzü fark ediyor. Belki erkek arkadaşınız ya da eşiniz, ilk anda bir iki hoş söz ediyor. Onun dışında koca bir dünya, sizdeki değişimi gördüğü halde görmezden geliyor.
Ya da mesela, Burun Estetiği Ameliyatının henüz 7. Günündeki burnu bandajlı hastama, arkadaşları: “Bu kadar kısa sürede nasıl bu kadar değişebildin? “ Ya da “ Kendin için çok iyi bir iş yaptın, bu erken aşamada bile gayet iyi görünüyor, bir de bantlar açılsa çok daha güzeş olacak” gibi motive edici cümleler kurmaktansa; “Burnun ne kadar şiş” “Ameliyattan önce gayet iyiydin şimdi kendini hasta ettin durduk yere “ gibi bırakın motivasyonu, moral bozmaya çabalayıcı söylemlerde bulunabiliyorlar.
İnsanlar takkeyi önüne alıp düşündüğünde, en küçük kusurlar saatlerce dile getirilirken, bir başarınızın ya da kendiniz için attığınız iyi bir adımın görmezden gelinmesindeki acımasızlığa üzülüyorlar. Oysa konu ne olursa olsun, ister master programına başlayın, ister diyet yapıp bir iki kilo vermiş olun, fark edildiğini hissetmek, bir iki güzel söz duymak; hepimiz için ne kadar büyük bir ihtiyaç.
Yaşamın içinde görüyorum ki, başkalarını eleştirmekle, öfkelenmekle hiçbir sorun çözülmüyor. Bu yazıyı okuyan sevgili dostum, gel biz seninle hemen şimdi, burada; yeni bir başlangıç yapalım. Övgümüzü, sevgimizi kullanmakta biraz cömert olalım. Yalandan, abartıdan, yağcılıktan bahsetmiyorum. İçten gelen bir güzel sözden bahsediyorum. Kalpteki sevgiyi biraz dışarıya çıkartıp, tatması için dostlarımıza konfeti gibi her gün biraz serpiştirmek sözünü ettiğim.
Dün internette bir şarkı duydum. “Gururun senin olsun/ İlk öpücük benden olsun” diyordu. Ben de başkalarının inadı, fesadı onların olsun diyorum. Baktığım her yerde, karşılaştığım her yüzde sayısız güzellik görüyorum. Ve bil ki, tanımasam da seni çok seviyorum!
