Paris Günlüğü

Bu yazının başlığını aslında ayıp olmayacağını bilsem “Görmediğin Paris’i olmuş” koymak isterdim Zira yıllardır, hep görmeyi planladığım bir şehirdir ama her seferinde bir engel çıkması nedeniyle ertelenip iptal olmuştur. Özel bir günde gitmek istediğimden Yılbaşı, Sevgililer günü ya da bir gün öncesine denk gelmesi sebebiyle Doğum günüm& Sevgililer günü kombinasyonu olsun çok istedim. En son geçen yıl tam programladık ki Paris patlaması oldu, şehrin kanadı kırıldı bizim de hevesimiz Hayal şehir , ulaşamamaktan ötürü daha da kıymete binen şehir haline gelmişti ki geçtiğimiz hafta sonu küçük bir kaçamak fırsatı yakalayınca hemen değerlendirdik.

Bu kısacık seyahatten sonra söyleyebileceğim ilk şey , her yönüyle etkileyici bir şehir olduğu… Gördüğüm hiçbir Avrupa şehrinde olmayan bir büyüsü var sanki… Bir defa her yeri tarih, her köşesi sanat, basit sokak lambalarında bile özen var… Tarihi dokuya bu denli sadık kalıp nasıl bir güzellikle şehri modernize etmişler diye düşündürtüyor…

45

Bizim büyük inşaat firmalarının yeni projelerinde, salon camının önüne konduruverdikleri gibi ruhsuz değil gerçek Fransız Balkonları. Hepsinde bir çekicilik var, ya ferforjelerden sarkıp binanın üzerine tutunan sarmaşıkları, ya fuşyadan pembeye insanın içini açan mis gibi begonvilleri ya da sokak arasında ve ufacık da olsa iki sandalye atılıp karşılıklı kahvelerin içilmesi katıyor bu havayı bilemiyorum.

38

Her köşesi yemyeşil , neredeyse her ağacın altında birer bank, sevgililere fazlasıyla hitap eden bir şehir…

Tabiatındaki bu özgürlük ve rahatlık Fransız insanına da yansımış görünüyor. Hafta sonuna da denk gelmemizin etkisiyle daha da baskın olsa gerek, herkeste bir sakinlik ve huzur hissediliyordu. Kimse telaşlı değil mesela… Kurallar bir o kadar hayatlarında ama diğer yandan da endişesiz ve rahat bir yaşam var Pariste. Ağaçların gölgesinde oturmuş,örtüsünü atıp uzanmış gitar çalıp şarkılar söyleyen, kitap okuyan öğrenciler, yürüyüş yapan yetişkinler herkes çok mutlu görünüyor… Geceleri buluşma yeri olarak Eiffel’i seçiyor gençler, ışıltılı görüntüsünü seyredip alkışlar tutuyor,içeceklerini alıp çimlerin üzerinde sohbetler edip eğleniyorlar.

44

14 13

Fizik yapılarına büyük etkisi olan spor, yaşam biçimleri…Mesela Pazar günü, Yurt dışında olmasak kesinlikle uyuyor olacağımız bir saatte aileleri, çoluk çocuk koşuya çıkmış görmek enteresandı.

Fransız manikürü, Fransız öpücüğü, Fransız tostu, Fransız kadınları gibi içinde “ Fransız” geçen her tamlamanın çok popüler olduğu tüm dünyaca bilindiğinden, Ülke insanlarının potansiyel bir özgüvene sahip olduklarını düşünüyorum Gözlemlerim de genellikle bunu kanıtlar yönde… Güzelliği tüm dünya çapında bilinen Fransız kadınlarında var olan da bence kusursuz bir güzellikten çok, benzerine nadir rastlanan bir özgüven. Duruş ve yürüyüşleri , bakışları , gülümsemelerine yansımış bu özgüven, güzel olmaya çalışan diğer kadınlara kıyasla onları daha çekici ve iddialı gösteriyor bence bu durum. Mesela genellikle fondöten kullanarak yüzlerini kapatmaktansa sadeliği ön planda tutup ciltlerini nemli ve canlı gösteren ürünleri tercih ediyorlar. Yüzlerinde makyaj elbette oluyor, tabiî ki kırmızı rujları, doğal kıvrım veren maskaraları ve yanaklarına canlılık kazandıran şeftali tonu allıkları mutlaka var.

10 9

Saç spreyimi havaalanında çantamdan güvenlik kontrolünde kaptırdığım için Champs Elysees’ deki devasa Sephora’ da sprey seçme çabasındayken karşılaşıp kısa sohbet ettiğim bir Fransız genç kızın elindeki yüz spreyi dikkatimi çekti. Öğrendiğime göre onlarda neredeyse gelenek halindeymiş sprey kullanımı… İlk kez geçtiğimiz yaz denediğim, yüzümü makyajımı bozmadan serinletmek için kullandığım nemlendiricili spreyin Sephora marka olanını yaz kış kullanıyormuş, hatta yüzünü bile onunla yıkıyormuş. Tabii hemen aldım ve denedim, bu ürünle ilgili tecrübelerimi farklı bir yazıda aktaracak olmakla beraber, Fransız kadınlarının bir bakıma bir güzellik sırrını kapmış olmanın gururuyla oradan ayrıldım Yolda magazalara bakarken de aklıma bu spreyin içeriğinin aslında kalsiyum ve mineraller olduğunu düşünürsek, bizim maden suyunu buzlukta dondurup yüzüne uygulayan Türk kadınımızın da aslında doğru yolda olduğunu, pratik bir şekilde benzer etkiyle cildine günlük bakım yaptığını düşündüm. Ve bakım, temizlik tamam ama asıl olan bu işte, yani güzel, alımlı ve fit görünmekte öz güven, bakım yanı sıra genetik mirasın da hatrı sayılır bir etkisi olduğunu söylemek yerinde olacaktır Yoksa gündüz kuşağında öğrendiği gibi maden suyu buzlarını yüzüne kür olarak kullanan Zeliha hanımın yüzü de neden bir Aceline cildi gibi olamasın dı.

P10208497

Gelelim yemeklere, Paris’te insanların çoğunlukla sağlıklı beslendiklerini fark ettim. Herhangibir Avrupa ülkesinde bulamayacağınız kadar zeytinyağ ile yapılmış sebze yemeği ve salata çeşitleri sunuyor restorantlar. Ve tabiî ki Cafe de Paris sosları ile enfes olan Spesial Antrikot ları… Sadece Antrikot yiyip lezzetli ete doyacağınız restorantlardan bazılarının kapısında sıra beklemeniz gerekse de beklediğinize fazlasıyla değiyor. Genel olarak fast food ağırlığı az şehirde, bu da gençlerinin de gayet doğru kiloda olmasına zaten yansımış bulunuyor.
Fransız insanı güzel mi, diye bakınırken şunu fark ettim ki, normalde olduğu gibi gözüm mesleğim gereği “burnu güzel mi, kulağı düzgün mü, göğüs boyutu nasıl, kaşları modern mi, yüzü kırışık mı” gibi ayrıntılara takılmamış. Çünkü insan gözü, genel görüntüdeki bozukluğu sezer, yüz için konuşursak genel harmoniyi bozan organa takılır. Buna güzel bir örnek olarak hemen oracıkta, Montmartre’nin Arnavut kaldırımlı sokaklarında dolaşırken portremizi çizmeye talip yaşlı ressamın, yüzümü çizerken yüzümde bir bölgeye değil de yüzümün genelini çizebilmek için sanki hemen baş hizama bir noktaya bakmasını verebiliriz. Biraz klişe de olsa Paris sokaklarında daha iyi anladım ki, Güzellik bir bütündür. Bütünün içinde dikkatimizi çekmeyen hiçbir organ ya da yapı bu güzelliği bozmaz diye düşünüyorum.

34

Giyim kuşamlardan söz etmek gerekirse, Paris caddelerindeki hanımlar pek tabiî ki hergün Paris Moda Haftası kıvamında giyinmiyorlar. Günlük kıyafetlerinde sadelik ve özgürlük hakim. Ancak akşam yemekleri, etkinlikleri söz konusu olduğunda gayet şık ve özenliler. Herhangi bir sokak arası restoran’ da yiyecek de olsalar, mutlaka kıyafetlerinin ayakkabı ve çantalarının özenle seçilip kombinlendiğini, saçlara iş çıkışı bile olsa akşama uygun bir form verildiğini fark ediliyorsunuz.

19

Erkekleri de yaş ayrımı olmaksızın her daim jilet gibi giyimli ve elbette neredeyse kadınları kadar bakımlı.
Cuma akşamı, Parisin ünlü showlarından birini izlemeye gittiğimizde dikkat ettim ki, haftanın her günü sergilenen bu rutin gösteri için bile tıpkı özel bir davete hazırlanır gibi giyinip geliyorlar. Bunun en büyük sebebinin de sahnede var olan, sanatını sergileyen kişi veya kişilere olan saygı olduğunu düşünüyorum. Gerçekten özel hissedip özel hissettirmeyi iyi bilen insanlar Fransızlar. Sırf bu sebepten bile, sanırım en azından bir süre Fransada yaşamak isterdim…

Saçlarını genellikle doğal kullanıyorlar ve yüzlerine olan güvenleri sebebiyle de kısa saç ülkemize nazaran çok daha yaygın. Saçları havalı ama doğal, bunu başarabilmek de iç güdüsel bir özellik olsa gerek ki genel görünümleri gencinden yaşlısına öyle! Saçları açık mesela, hiç toka yok, fön de yok..Fransız kadını, bizim burada söylediğimiz amiyane bir tabirle anlatmak gerekirse, “ Kadın gibi kadın”…Asil, nezakete fırsat veren… Bizim gibi amazonluğa doğuştan gönüllü değil, hanım hanım…Bırakır erkekler kapısını açsın, bırakır ceketini tutsun, o asaletini bozmadan yürüsün, otursun, kocaman gülsün, manalı baksın…

İki güne sığan Paris macerasını en kestirme yoldan ancak bu kadar anlatabildim. Hayran olduğum bu şehri , imkan buldukça daha sık ziyaret etmek isteyeceğim gibi görünüyor. Daha detaylı gözlemlerle dönebilmek dileğiyle