Bu yıl da havaların ısınması ve yazın yavaş yavaş yaklaşmasına bağlı olarak “Türkiye Düğün Sezonu” açılmış bulunmaktadır.En yakın arkadaş, kardeş ya da akrabalarımızın bu özel günü için bizim bile içimiz kıpır kıpır oluyor…Ama düğün denilince heyecanımızı, birazcık paniğe dönüştüren bir başka unsur daha var ki o da hiç şüphesiz “Kıyafet Seçimi”
Elbette keyifli bir iş giyinmek-kuşanmak, süslenmek; En güzel hallerimizle onların yanında olmak istemek…Ama aynılıktan, sıradanlıktan uzak, kendimizi hem iyi hem rahat hissedebileceğimiz bir kıyafet olmalı ya, işte o yüzden yaşanıyor bu panikJ Genellikle de bu kıyafet seçimi işi nedense, aylarca düşünülüp de hep en son ana bırakıldığından oluyor zaten ne oluyorsa.
E ama biz de haklıyız, malum yaz hazırlığındayız. Diyetimizin hedef kiloya ulaşarak bitmesi, vücudumuzun daha bir formda görünmesi için zamana ihtiyacımız oluyor. O dönemde de işler her nedense bir anda yoğunlaşıyor, akşam çıkışta spora gitme planlarımız da bu sebeple ertelendiğinden hep bir “dur, karnım birazcık daha sıkılaşsın da…” durumu yaşıyoruz. Düğüne 1 hafta kala da işte bu nedenle, oraya buraya koşturup kararsızlık ve zaman zaman da çaresizlik içinde gece kıyafeti bulma telaşı yaşıyoruz.
İstanbul’ da Gece elbisesi satan onlarca lokasyon ve yüzlerce butik bulunsa da her mağazaya girip birbirinin hemen hemen aynı modelde, sezon trendi renkte elbiseleri görüp bıkkınlığa uğramak an meselesi! Bunlardan birini alıp da düğün sırasında, birkaç kişi ile birebir aynı olduğumuzu fark etmenin dayanılmaz sıkıcılığından korkumuz, hep bir başka mağazaya daha bakmaya teşvik etmiyor mu bizi? Derken saatler, günler boşa harcanmış ve düğünde giyilecek içe siner bir kıyafet halen bulamamış oluyoruz…
Yıllarca ben de yukarıda saydığım bu, “mutlu zamanları strese dönüştürme sendromu”nu yaşamış biri olarak, gece elbisesi alış verişinde bir süredir farklı bir şeyler yapıyorum, Ne mi?: Bakış açımı değiştirip istediğim hedefe kısa sürede ulaşıyorum
Gece kıyafeti seçme işinin ayrıntılarını sayfalarca anlatsak bitiremeyiz ama şimdi malum acelemiz varJ O halde bu yazımda küçücük bir “Gece Elbisesi Rehberi” niteliği taşıyacak birkaç madde ile işimizi kolaylaştırmaya çalışalım.
- Düğün Sahibinin Yakınlık Derecesi: Aile bireyimizin ya da kardeşten öte çocukluk arkadaşımızın düğün töreni ile çok samimi olmadığımız bir iş arkadaşımızın ya da eşimizin patronunun evlilik seremonisi arasında giyimimiz açısından dağlar kadar fark olmalıdır. Bana göre öncelikle renkler, yakınlık derecesine göre değişmeli. Yani kardeşimin düğününde, tarzıma uygun neon pembe bir elbise de giyebilirim ama patronumun düğün merasiminde siyah/lacivert olmazsa olmazımdır. Siz de kendinize ve tarzınıza göre, motamot belirlenmiş kurallarla olmasa da belki beyinden değil de omurilikten hissettiğiniz bir şekilde renk kararını zaten daha alış verişe çıkmadan oturtmuş olmalısınız aklınızda.
- Düğünün Nerede Yapılacağı: Elbetteki her zaman gidilecek mekana göre seçim yapıyoruz ama işte söz konusu “düğün” olunca bazen maalesef kantarın ucu kaçabiliyorJ O nedenle öncelikle davetiyemizi elimize alıp Ne tarz bir yer? Şık mı? Salaş mı? Kapalı bir mekan mı? Açık hava mı? Açık hava ise havuz başı mı? Kır düğünü mü? Hatta mekana internetten bakıp çimlerin üstü mü? Platformu var mı? Gibi tüm ayrıntılara hakim olup ona yönelik girişimde bulunmakta fayda var. Örneğin, Kır düğünü ise etekleri yerleri süpüren payetli veya taşlı bir uzun elbise hem çimlerin eteğe yapışması, hem de olası bir yağmur durumunda ıslanıp ağırlaşıp bir de üstüne renginin bozulması durumuna karşı benim çok tercih etmeyeceğim bir model olacaktır. O halde kalem eteği olan büstiyerli bir kombin ile yüksek topuklu ancak topuğu kalın bir ayakkabı şuan gözümde canlandığı şekilde olursa, gayet iyi durur o hayali mekanda. Şahsen kısa etekli gece kıyafetlerini de daha rahat ve özgür hissettirdiği için genellikle kapalı mekan düğünlerde seviyorum. Siz de benzeri değerlendirmelerle bu konuya netlik getirebilirsiniz.
- O geceki Hava Durumu: Belki düğün sahibi hariç hepimizin,en son anda düşündüğü “o gün havanın nasıl olduğu” durumu, bir doğa olayı azizliği yaşamak istemiyorsak, aslında elbise ile ilgili kararımızın şekillenmesi aşamasında hesaba katmamız gereken önemli bir nokta. Zira teknede,rüzgarlı bir İstanbul akşamında kısacık, uçuş uçuş eteklerimizle ve çivi topuk ayakkabılarımızla yürüyüp, bir taraftan eteğimize mi hakim olsak yoksa dengemiz bozulmadan, topuklar tabana girmeden nasıl yürüyeceğimizi mi düşünsek derken geceden hiç tat alamamak maalesef mümkün iken…Kısa veya uzun fark etmez ancak ,etekleri mesela tafta kumaştan yapılmış, tarzımızı yansıtan ağır (gramaj olarak) bir elbise ile daha kalın topuklu platform bir ayakkabıyı kombinlediysek, gece boyu etrafa gülücükler saçarak arzı endam eden bir nedime olabiliriz.
- Vücut Şeklimize Göre Seçim Yapmak: Aslında bu madde, elbette ki sadece gece elbisesi seçiminde değil, hayatımızın her anında giyim tarzımızı şekillendirecek bir etken. Belki karın bölgesinde fazlalığı olan bir kişi korse ile bir miktar kamufle edip doğru renk seçimini de yaparsa günlük, dar kesim bir kıyafeti rahatlıkla giyebilir. Ancak gece kıyafetleri, kumaşları itibariyle saten( ki en tehlikelisidirJ), jarse, ipek,dantel, şifon gibi materyallerden yapıldığından, maalesef kusurları gizlemek bir yana tam aksine alenen ortaya çıkartma nitelikleri olduğundan, biraz fazla kilomuz var ise mümkün olduğunca vücuda oturmayan modelleri tercih etmeliyiz. Benzeri şekilde çok zayıf iseniz de yine vücuda çok oturan siyah dümdüz bir elbise eksikliklerimizi göz önüne sereceğinden tercih edilmemelidir. Kalın basenler için ara boy etekler ne kadar tehlikeli ise ince bacaklılar için de çok kısa mini etekler ya da kalem etekler o kadar sıkıntılı olabilir.
Sözün özü; vücudumuzu tanımak, tarzımıza hakim olmak, doğru seçimlerle ve başarılı, göz alıcı sonuçlarla nihayetlenir. Hayran bakışlara ,övgü dolu sözlere hazırsanız: Abiye kıyafetlerin kalbi semtlerin ara sokaklarında butik butik gezip deneme yanılma yöntemiyle gece elbisesi aramakla vakit kaybetmek yerine; stiline güvendiğiniz bir modacıdan esinlenmeyi, belki onun bütçenize uyabilecek bir parçasını tercih etmenizi,imkan yok ise biraz profesyonel destekle kendi tasarımınızı şekillendirmenizi ve “Klasik Abiyeci” konseptinden mümkün olduğunca kurtulup bakış açınızı değiştirerek hareket etmenizi öneriyorum. Aksi halde değişik ve güzel olmak isterken, maalesef bayağılığın kollarına atlamanıza kimse engel olamayacaktır. Özel ve keyifli bir sezon olsun.
Uzm.Bio.Çiğdem Gündüzbey Üregen
Estetik ve Güzellik Danışmanı/Yaşam Koçu